30 Kasım 2007 Cuma

Mıknatıs Konuşmacılar...


Kitabın adı: Mıknatıs Konuşmacılar
Yazar: Adil Maviş
Bütün dikkatlerin üzerinizde olduğu bir ortamda, bir topluluk önünde konuşmak…bazı konuşmacıları dinlerken vaktin nasıl geçtiğini anlamayız…anlatmak istediklerini öyle iyi sunarlar ki dinleyicilere istesek de istemesek de o konuşmadan sonra aklımızda bir şeyler kalır mutlaka….bu tür insanların doğuştan yetenekli olduklarını düşünürdüm….bir eğitime gerek duymadan bunu başarabilenler evet doğuştan yetenekli ..ama yazar bunun NLP ( Sinir Dili Programlaması) ile başarılabileceğini söylüyor .
"İstemediğiniz şeylerin olacağını düşünmekle , olmasını arzu ettiğiniz şeyleri düşünmeyi seçme şansına sahipsiniz" diyor yazar… beynimize gönderdiğimiz her olumsuz düşünce konuşmamızı olumsuz etkileyecektir yazara göre…bu nedenle olmasını arzu ettiğimiz şeylerin hayalini kurmalıyız…
İyi bir sunum gerçekleştirebilmek için önce “ben yapamam” şeklinde olumsuz düşüncelerden kurtularak kendimizi hazırlamamız gerektiğinden bahsediyor yazar...daha sonra iyi bir konuşmanın nasıl yapılması gerektiğinden, konuşmacının nelerden kaçınması gerektiğinden söz ederek, mıknatıs konuşmacıların özelliklerini anlatıyor...
  • Mıknatıs konuşmacılar bilinçaltlarına “biçmek” istedikleri sonuçları ekerler. Beynin böyle bir sistemle çalıştığını bilirler
  • Mıknatıs konuşmacılar, "Niçin" konuşacaklarını "Ne" konuşacaklarından önce bilirler
  • Mıknatıs konuşmacılar doğaldırlar.
  • Mıknatıs konuşmacılar beden dilini etkin kullanarak, konuşmalarına renk ve canlılık katarlar.
  • Mıknatıs konuşmacılar, akılda ve yürekte iz bırakan konuşmaların en çok başı ve sonunun hatırlandığını bilirler
  • Mıknatıs konuşmacılar soru sormaya teşvik eder
  • Mıknatıs konuşmacılar kelimeleri sihre dönüştüren ayarlarla oynar
Bunlar gibi birçok madde var kitapta. Yazar, diksiyon, ses geliştirme ve doğru nefes alma tekniklerine de yer veriyor...bunlarla ilgili sunduğu alıştırmaların anlatıma renk kattığı söylenebilir.Özellikle tekerlemeler kısmı için...
Ama bu kitap iş başa düştüğü anda ne kadar etkili olur bilemiyorum...O da okuyan kişiye kalmış...

N-L-P



Kitabın Adı: Negatif Limanlardan Pozitif Sulara
Yazar:Oğuz Saygın









Beynimizdeki zincirleri kırmamızı istiyor yazar kitabın başlangıcında...Oğuz Saygın, Türkçe'ye "Sinir Dili Programlaması" olarak çevrilen NLP' yi ve bu sistemin kendi hayatı üzerindeki etkilerini anlatmış...yazarın NLP ile tanışması Antony Robins' in Sınırsız Güç adlı kitabı okuması ile başlamış....sonra hayatı değişmiş ...Kitap bir anlamda Sınırsız Güç kitabının özeti gibi...ama yazarın, çok daha yalın bir dil lullanması ve ayrıntıya girmeden , başından geçen olayları ele alması etkili olmasını sağlamış kitabın...Önce bu kitabı okuyup sonra Sınırsız Gücü okusaydım diyorum içimden...belki benim de hayatım değişirdi...Bu kitabın bana göre bir artısı daha var ki; yazar hiçbirşeyin tesadüf olmadığını ve kaderin etkisini de hissetiriyor kitabında....İşte tam da bu noktada takılmıştım Sınırsız Gücü okurken...çünkü o kitapta sadece kurallar var....Yazar(Anthony Robins) ; insanlarla iletişimde kullanıyor NLP' yi....hipnotize eder gibi karşındakini istediği şekilde düşündürebiliyor...ne kadar doğallıktan uzak...işte yanlış olan bu bence...bu şekilde kullanmadıkça insanın hedeflerine odaklanarak, istediklerine ulaşmasını sağlayabilecek bir sistem olabilir NLP...
Evet beynimize söz geçirebilmek ve onu istediğimiz şekilde programlayabilmek mükemmel bir durum...hiçbirşekilde başarısızlığı varlığını kabul etmiyor bu sistem...başarısızlık gibi görünen şeylerin de aslında bizi başarıya taşıyan sonuçlar olduğunu söylüyor...
Birşeyi gerçekten istiyorsak, ona ulaşmak için gerekli inanca sahipsek ve bunun için hedef belirleyip, bu hedefe odaklanırsak ve en önemlisi Eyleme geçirebilirsek planlarımızı başarabiliriz evet...Ama diyebilir miyiz ki kesinlikle o iş olacak...?

Kitabın bana düşündürdükleri bunlar oldu...NLP ile ilgileniyorsanız eğer, bence önce Oğuz Saygını okumalısınız...bu konuda daha ayrıntıya girmek isterseniz de Sınırsız Güç kitabında fazlasıyla bulabilirsiniz bu istediğinizi...


20 Kasım 2007 Salı

HİÇ DÜŞÜNMEZ MİYİZ ?








Kitabın Adı: Mor Mürekkep

Yazar: Nazan Bekiroğlu


Hayata dair ayrı ayrı bir çok denemeden oluşuyor kitap…Hayat ve kelimeler diyerek başlamış yazar anlatmaya…ve kelimelerden, mor renginden, sudan, çölden, ateşten, sesten, sessizlikten, susmaktan, yazıdan, şiirden, eşyadan, aynaların kırıklarından , hitabetten, ebrûdan, Fatih sultan Mehmed’ den, Mevlâna’ dan….bahsederek, bu varlıklardan yola çıkarak, hayatın gerçek manasını dile getirmeye çalışmış yazar kendine has üslûbuyla…

Kitabın bir yerinde yazar; altı çizilmiş satırları ne yapıyorsunuz diye soruyor okuyucuya…ve altını çizdiği birkaç satırı bizlerle paylaşıyor...şimdi bende aynı şeyi yapmak istiyorum…işte kitapta altını çizdiğim yerlerin küçük bir kısmı...

Su ile ateş arasında öyle bir bağ kurmuş ki yazar; “ arınmayı bu dünyada su sağlıyor öbür dünyada ateş…Suyun bir bakıma ateş oluşu bundan” diyor…bu manada düşünmemiştim ki hiç…

Ayna ve kalp üzerine de her zamankinden farklı bir bakış açısıyla şunları söylüyor; “ayna kalp gibi ne kadar ışık alırsa o kadarını veriyor. Ne görürse onu gösteriyor. Ama kirlenir ve paslanırsa görüntüyü bulandırıyor. Ve tıpkı kalp gibi, kırılırsa parçalanıyor, dağılıyor, üstelik içine düşürdüğü görüntüyü de parçalayıp dağıtıyor.

Ve hiç emniyete değil yazar kitabın bir yerinde…güvenliğimizi sağlayacak birçok gelişmiş teknolojinin varlığına rağmen hiç emniyette olmadığını söylüyor…bir sonraki sayfada Fevkalade Emniyetteyim başlığını taşıyan bir yazı….bu ne tezatlık diye düşünüyorum önce; okuyorum… “Kaybettim, hükümsüzdür, hükmünden sayılır hayatlar gün gelir. Kimseye taşıyabileceğinden fazlası verilmez , ne demekmiş gün gelir öğrenilir. Çözülür anlamı acı oluşun. Çözülür anlamı kâinat orkestrasında kaba davul vuruşunun. Bunca yitirmekler bir bulmak içindir. Bir’ i bulmak içindir. İki hidrojen atomunun bir oksijen atomuna 72.5, tam 72.5 bir açıyla bağlandığı, hiçbir kar tanesinin bir diğerine uymadığı, seyyarelerin şeffaf küreler üzerinde birbirine değmeden harikulâde bir nizam içinde deveran ettikleri ülkedeyim…Fevkalade Emniyetteyim”…

Anlıyorum bu tezatlığın nedenini…hayatımızdaki iç içe geçmiş, karışık gibi görünen her şey, aslında bizi O’na götürüyor. Görmek istiyorsak tabii…Siz hiç düşünmez misiniz? diyor ya ayet….Düşünürüz elbet…

Peki siz altını çizdiğiniz satırları ne yapıyorsunuz?