
Kitabın Adı: Mor Mürekkep
Yazar: Nazan Bekiroğlu
Hayata dair ayrı ayrı bir çok denemeden oluşuyor kitap…Hayat ve kelimeler diyerek başlamış yazar anlatmaya…ve kelimelerden, mor renginden, sudan, çölden, ateşten, sesten, sessizlikten, susmaktan, yazıdan, şiirden, eşyadan, aynaların kırıklarından , hitabetten, ebrûdan, Fatih sultan Mehmed’ den, Mevlâna’ dan….bahsederek, bu varlıklardan yola çıkarak, hayatın gerçek manasını dile getirmeye çalışmış yazar kendine has üslûbuyla…
Kitabın bir yerinde yazar; altı çizilmiş satırları ne yapıyorsunuz diye soruyor okuyucuya…ve altını çizdiği birkaç satırı bizlerle paylaşıyor...şimdi bende aynı şeyi yapmak istiyorum…işte kitapta altını çizdiğim yerlerin küçük bir kısmı...
Su ile ateş arasında öyle bir bağ kurmuş ki yazar; “ arınmayı bu dünyada su sağlıyor öbür dünyada ateş…Suyun bir bakıma ateş oluşu bundan” diyor…bu manada düşünmemiştim ki hiç…
Ayna ve kalp üzerine de her zamankinden farklı bir bakış açısıyla şunları söylüyor; “ayna kalp gibi ne kadar ışık alırsa o kadarını veriyor. Ne görürse onu gösteriyor. Ama kirlenir ve paslanırsa görüntüyü bulandırıyor. Ve tıpkı kalp gibi, kırılırsa parçalanıyor, dağılıyor, üstelik içine düşürdüğü görüntüyü de parçalayıp dağıtıyor.
Ve hiç emniyete değil yazar kitabın bir yerinde…güvenliğimizi sağlayacak birçok gelişmiş teknolojinin varlığına rağmen hiç emniyette olmadığını söylüyor…bir sonraki sayfada Fevkalade Emniyetteyim başlığını taşıyan bir yazı….bu ne tezatlık diye düşünüyorum önce; okuyorum… “Kaybettim, hükümsüzdür, hükmünden sayılır hayatlar gün gelir. Kimseye taşıyabileceğinden fazlası verilmez , ne demekmiş gün gelir öğrenilir. Çözülür anlamı acı oluşun. Çözülür anlamı kâinat orkestrasında kaba davul vuruşunun. Bunca yitirmekler bir bulmak içindir. Bir’ i bulmak içindir. İki hidrojen atomunun bir oksijen atomuna 72.5, tam 72.5 bir açıyla bağlandığı, hiçbir kar tanesinin bir diğerine uymadığı, seyyarelerin şeffaf küreler üzerinde birbirine değmeden harikulâde bir nizam içinde deveran ettikleri ülkedeyim…Fevkalade Emniyetteyim”…
Anlıyorum bu tezatlığın nedenini…hayatımızdaki iç içe geçmiş, karışık gibi görünen her şey, aslında bizi O’na götürüyor. Görmek istiyorsak tabii…Siz hiç düşünmez misiniz? diyor ya ayet….Düşünürüz elbet…
Peki siz altını çizdiğiniz satırları ne yapıyorsunuz?