
Peter Drucker, bu kitabında bir disiplin olarak yönetimin; doğa bilimlerindeki gibi bilimsel gerçeklerle değil, insanlarla ve insanlara ait kurumların davranışlarıyla ilgilendiğini, bu nedenle geçmişte ortaya atılmış tüm yönetim kuramlarının insanların değişimi ile birlikte değişebileceğini, gelecek için geçersiz sayılabileceğini temel almıştır. Bu anlamda; eski yönetim teorilerinin kabul ettiği birçok varsayımın geçerliliği üzerinde tartışarak, yapılması gerekenler konusunda verdiği bilgilerle geleceğe ışık tutmaktadır...
Peter Drucker’ in yapmış olduğu tartışmalarda en çok ilgimi çeken çıkarımları şunlar oldu:
- Yönetimin, yalnızca "işletme yönetimi" olarak algılanması doğru değildir. Çünkü gelişmiş ülkelerde 21.yy da büyüme sektörü,organize ekonomik faaliyet olan “işletme” olmayacak. Bu, kâr amacı gütmeyen "sosyal sektör" olacaktır.
- Değişimleri görmezlikten gelip, yarının bugün gibi olacağını varsaymak abesle iştigal etmek demektir. Geleceği oluşturmaya çalışmak oldukça risklidir. Ama bunu hiç denememek daha da risklidir.
- Gelecek birkaç yıl içinde gerçek yeni “bilgi devrimi” ortaya çıkacaktır. Hem kurumlar, hem de bireyler bilgiyi ana kaynakları olarak düzenlemek zorunda kalacaklardır.
- 21.yy kurumlarının en değerli varlığı, bilgi işçileri ve verimlilikleri olacaktır. En fazla 50 yıl içinde dünya ekonomisinde liderlik, bilgi işçisinin verimliliğini en sistematik ve en başarılı biçimde yükselten ülkelere ve endüstrilere kayacaktır.
- İşgücünde gitgide daha fazla kişi “kendi kendini yönetmek” zorunda kalacaktır. Çok büyük başarılar kazananlar, her zaman kendi kendilerini yönetmişlerdir.
Kkitapta tartışılan konular günümüzde etkisini göstermektedir. Ülkemizde, işletmelerin büyük çoğunluğunun bu varsayımlar göz önüne alınarak yönetilmedikleri açıktır. En basitinden, işverenlerin çoğunluğu; çalışanlarını varlık olarak değil halen bir maliyet unsuru olarak tanımlamaktadırlar…yani bir işveren çalışanının,kendisine kaça mal olacağını öncelikli olarak düşünmekte…bu da kişiye gereken önemin verilmemesine neden olmaktadır. Bunda ekonomik durumun kötü, işsizlik oranının yüksek olmasının etkisi büyüktür belki ama “Türk Tipi Yönetim” sisteminin de etkili olduğunu düşünüyorum...
Bu anlayışın değişebilmesi için, hepimiz; bilgiye açık, değişime açık, kendini yönetebilen ve bir değer yaratabilen bireyler olarak çalışmayı kendimize ilke edinmeliyiz…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder