30 Temmuz 2007 Pazartesi

BÜYÜ DÜKKANI



Ne kadar gerçekçi olmaya çalışsak da, içimizde hep hayal kuran bir yan vardır. Bazen hayat boyumuzu aşar, içinden çıkamadığımız sorunlar çoğalmaya başlar, işte o zaman mucizelerin peşine düşeriz. Böylelikle sırtımızdaki yüklerden eksikliklerimizden ve pişmanlıklarımızdan kurtulacağımızı hayal ederiz. Oysa yaşadığımızın dışında bir hayat, kendimizin dışında bir başka “ ben” yoktur.

Kitabın arka kapağındaki bu sözler o kadar güzel anlatmış ki her şeyi… Büyü Dükkanı, içinde sekiz farklı hikayeyi barındıran ve her bir hikayede hayata dair önemli sırlar saklayan, insanı kendi içerisi ile ilgili düşüncelere iten, akıcı bir kitap…

Yaptığı hatalardan pişman olup geçmişini geri isteyen, ikilemlerinden kurtulmak isteyen, aşk, şans, şöhret, adalet, hırs isteyen kişilerin konu edildiği öykülerde büyü dükkanına gelen müşteriler, bilge bir satıcıyla karşılaşırlar…yoğun pazarlıklar sonucunda almak istediklerinden çok daha farklı şeylere sahip olurlar…

Kitapta geçen şu paragrafın zamanımızı iyi değerlendirmemiz konusunda yol gösterici olması açısından dikkate değer olduğunu düşünüyorum:

- Geçmiş ve geleceğimizi birbirinden ayıran tek çizgi, içinde bulunduğumuz andı ve biz bu çizgiden çok, onun birbirinden ayırdıklarıyla ilgileniyorduk. Belkide hep o çizginin üzerinde durduğumuz için, o bizden bir parça gibi oluyordu. Oysa geçmiş, uğurladığımız bir misafir, gelecek ise henüz tanımadığımız bir yabancıya benziyordu. İkisi de bizden değildi. Bizden olmayanlar ise bizim dikkatimizi her zaman daha fazla çekmişlerdi.

Bu mümkün mü bilmiyorum ama, herkese büyü dükkanına gitmeye gerek duymayacağı güzellikte bir yaşam diliyorum…

Hiç yorum yok: