22 Şubat 2009 Pazar

KAÇIKLIK DİPLOMASI


Yorgun bir akşamı
Yıkadım ellerimle
Bezedim çiçeklerle
Yeniden başladım yaşamaya
Gülücükler gözlerimde
Ansızın açılıverdi perdeler
Şafak üstüne...
Kitabın Adı: Kaçıklık Diploması
Yazar: Ayşe Nil
Kimimiz korkarız akıl hastalarından, kimimiz eğleniriz onlarla, kimimiz onları görmek bile istemeyiz olabildiğince uzaklaşırız yanlarından. Bunları yaparken bir gün iyileşebilecekleri, kendisine yapılanları hatırlayabilecekleri aklımıza gelmez. Yazar Ayşe Nil hatırlamış ve hatırlamakla kalmayarak yazıya dökmüş tüm olan biteni...
8 yıl süren hastalık döneminde belirli periyotlarla 160 gün akıl hastanesinde kalan yazar hastalanmasına sebep olan olayları, ailesi ve yakın çevresiyle ilişkilerini, hastalık sırasında hissettiklerini, psikiatristlerin kendisine uguladıkları tedavi yöntemlerini, kısaca yaşadıklarını tüm gerçekliğiyle anlatıyor kitabında.
Aslında deliliği övüyor yazar. Delirebilmenin hüner istediğini, delirebilenlerin duygulu ve duyarlı insanlar olduklarını söylüyor.
Gerçekten de toplumun genelinden farklı şekilde davranan duyarlı kişilere hep "delirmiş" gözüyle bakılır... Herkesi aynı şekilde düşünmeye, aynı şeyleri konuşmaya, aynı tarz giyinmeye iten güçlü bir etkisi var toplumun kişi üzerinde... Buna da değiniyor yazar ve diyor ki: Bu noktada yapabileceğiniz iki şey vardır. Ya teslim olursunuz. Ya da kaçarsınız. Kaça kaça da "Kaçık"laşırsınız...
Herkes gibi dşünen-hatta hiç düşünmeyen- biri olmaktansa biraz "kaçık" olmak daha akıllıca değil mi??

31 Ağustos 2008 Pazar

YargılıYorum


15 Temmuz 2008 Salı





En yüksekten uçan martı, en uzağı görendir...









Denemekten yılmadan kendi sınırlarını aşarak başarıya ulaşan sıradışı bir martının hikayesi...Martı Jonathan Livingston...

Çevresindeki martılardan farklı olarak alışılmışın dışına çıkarak çok daha yükseklerde uçmayı hedefleyen martı Janathan sürüden dışlanmak pahasına büyük bir inançla çalışır ve başarıya ulaşır. Bildiklerini diğerlerine de öğreterek sıradışı martıları peşinden sürükler...
Kitap, başarıya giden yolun anahtarlarını veriyor bize kısacık hikasesinde...Bu anlamda ktabın bir çok kişisel gelişim kitabından çok daha etkili olduğunu söyleyebilirim.
Çevremizin bize yüklediği değerleri bir kenera bırakıp, kendimizi tanıyarak ve yapabileceğimize inanarak harekete geçtiğimiz anda başarısız olamayacağımız vurgulanmış kitapta.
Kitapta geçen "Tüm bedenimiz düşündüklerimizden başka bir şey değil. Düşüncelerinizin zincirlerinden kurtulun, bedeninizin zincirlerini kırın." cümlesi her şeyi anlatıyor aslında...

08 Temmuz 2008 Salı

ince sözler...


Bir insan bir dünya kurmak için yola çıkınca
İlkin kendinden başlar işe, yüreğindeki inançtan
...
Hughes

01 Temmuz 2008 Salı

Sevgisiz yaşayabilir mi insan?


Kitabı Adı: İnsan Ne İle Yaşar
Yazarı: Lev Tolstoy

İnsan ne ile yaşar ? Tolstoy’ un var oluş nedenimizi hikayeleştirerek anlattığı dünya klasiği.
Kitap gayet basit cümlelerle yazılmış olsa da içeriğinin oldukça dolu olduğunu söyleyebilirim. Belki de , günlük yaşantımızda asıl manalarını unutup gittiğimiz sevgi, merhamet, zamanın değeri, sabır, iyilik yapma kavramlarını hatırlattığı için severek okudum bu kitabı.

Kitap okunmaya değer beş klasik hikayeden oluşuyor. İlk hikayesinde İnsan ne ile yaşar? Sorusuna cevap veriyor yazar. İnsanı asıl yaşatan şeyin kendi çabamız değil de içimizdeki sevgi olduğunu söylüyor. İçimizdeki Allah sevgisi ve buna bağlı olarak insan sevgisi değil mi bizi yaşatan. Diğer hikayelerde ise; her şeye sahip olma isteğinin, hırsın, başkalarına karşı kötü düşünceler beslemenin, kinin, iftiranın dönüp dolaşıp kişinin kendisini etkileyeceğini anlatılıyor.

Evet hikayeler bilindik ama gerçekten “insan” gibi yaşayabilmemizi sağlayacak değerleri ele aldığından hayata dair önemli dersler içeriyor bence.
Hikayerin birinde zaman kavramı şöyle ele alınmış;
"Önemli olan tek bir an vardır, o da "şimdi"dir. En önemli an şu andır çünkü bir tek ona sözümüz geçer."
O an geçerken o anın önemini anlamayıpta "neden böyle oldu" ya da "yarın ne olacak" sorularına takılı kalışımın nedenini anlayamıyorum bir türlü...Geçmişi değiştiremeyeceğimi, geleceği de şimdi vereceğim kararların etkileyeceğini bile bile...

24 Haziran 2008 Salı

Dava Dünyalı Olabilmek...


Kitap, Gündüz Vassaf' ın köşe yazılarının derlemesinden oluşuyor. Yazar "Türkiye Sen Kimsin" diyerek özellikle Cumhuriyet sonrası dönemden günümüze kadar yaşanılan bir çok olayla bağlantılı olarak Türkiye' yi ve Türk insanının hayata bakış açısını, davranışlarını ve Avrupa insanının ülkemize bakışlarını tasvir etmiş-daha çok eleştirmiş.
Yazılarda ağırlıklı olarak üzerinde durulan konu Türkiye ve dünyadaki egemen düzenin çıkarları doğrultusunda yaşatılıyor olmanın sonuçları. ABD' nin zengin olmayan "az gelişmiş" ülkeler üzerindeki"böl ve yönet" politikasını ve bu politika oyunları nedeniyle ortaya çıkarılan iç çatışmalarımızı, Batı' yı taklit edişimizi ve kültürümüzün, değerlerimizin yitirilmesi uğruna gönüllü tutsaklığımızı... anlatmış yazar.
İlgimi çeken bir yazı vardı ki son dönemde gençlerin dünya sorunlarına karşı kayıtsız kalmalarından buna karşın internet aracılığıyla kurdukları ağ ile dünya vatandaşı olma çabalarından bahsediyor.
Ülke olarak kendimizi de eleştirmemiz gerektiğini dile getiren yazar genelde olumsuz yönlerimizi ele almış. Fakat hiç mi olumlu bir tarafımız yok diye düşünmeden edemedim. Türkiye' nin kim olduğunu olumlu-olumsuz yönleriyle ele alarak sorgulamamız daha doğru olmaz mı???

17 Haziran 2008 Salı

Töre...!!!




"....uzak bir şehir ve şarkı vardı
şarkı nihaventti "

Nazım Hikmetin bu mısralarıyla başlıyor yazar romanına...
Piraye; iyi eğitim almış bir genç kızın kendi yaşam tarzından çok farklı bir hayata Ağa Hanımı olarak geçişinin öyküsü...Sevgisi uğruna İstanbul'dan ayrılarak Diyarbakır' da yaşamaya başlayan Piraye' nin karşılaştığı zorluklar, töreye uymak adına yapılan haksızlıklar,altüst edilen bir hayat konu edilmiş kitapta.
Sade bir dille anlatılan olaylarda fazlaca ayrıntıya girilemesini saymazsak sürekleyici bir roman olduğu söylenebilir.
Yazar anlatılan hikayenin kurgu olduğunu söylese de ülkemizde benzer olayların yaşandığı bir gerçek. Kaç Piraye var kim bilir yaşadıklarına karşı sessizliğini bozmayan...Kendi varlığını hiçe sayan...boyun eğen??